Kategoriler

Biofeedback Terapisi Nedir?

Ekim 24th, 2010 Author: Psikolog Burçin Nadas

Biofeedback kişinin vücudunda istemsiz olarak ortaya çıkan bazı tepkileri kontrol edebilmesini temel alan bir tekniktir. Bu uygulama ile vücut sıcaklığı, kan basıncı, solunum hızı, nefes miktarı ve kas gerginliği bir bilgisayar programı ve cihaz yardımı ile kontrol edilir. Normalde kişi bu süreçlere müdahale edemezken, biofeedback yardımıyla bunları kontrol edebilir hale gelir.

Örneğin, bir kişi kan basıncını ve kalp ritmini biofeedback uygulaması ile değiştirebilir. Uygulama sırasında Nefes kemeri adı verilen bir ekipman kişinin karın bölgesine yerleştirilir. Kişinin solunum hızı ve nefes derinliği bilgisayar ekranından kişiye geribildirim olarak verilir. Ekrana yansıyan bazı görseller yardımıyla kişi solunum hızını ayarlamayı öğrenir. Örneğin, ekranda şişip sönen bir balon, kişiye nasıl nefes alıp verdiği hakkında geribildirim verir ve olması gereken solunum şekli de yine benzer görseller yardımıyla kişiye sunulur.

Gündelik hayatın yarattığı stres insan vücudunda büyük tahribatlara yol açmaktadır. Solunum egzersizleri ile kişi stresi yönetebilir. Doğru nefes almak, vücutta birçok farklı süreci de olumlu etkileyerek, stresin yol açtığı olumsuzlukların ortadan kaldırılmasına yardımcı olur. Bu açıdan biofeedback uygulaması stresle baş etmek için etkili bir yöntemdir. Uygulamanın en iyi yanlarından biri de kısa sürede sonuç vermesi ve bu sonucun vücut tarafından kalıcı olarak öğrenilmesidir.

Neurofeedback Terapisi Nedir?

Ekim 22nd, 2010 Author: Psikolog Burçin Nadas

Neurofeedback  beyin dalgalarının eğitilmesine dayanan bir terapidir. Kafaya ve kulak memelerine takılan elektrotlar aracılığıyla kişinin zihinsel aktivitesini gösteren beyin dalgaları ölçülür. Bu işlem bir doktorun derinizin üzerinden kalbinizi dinlemesine benzetilebilir. Beyinden veri alınır, bu veriler bir bilgisayar programı yardımıyla ölçülüp, kaydedilir.

 Normalde, bir insan beyin dalgalarını kontrol edemez. Çünkü onlar hakkında bir farkındalığa sahip değildir. Neurofeedback terapisi kişiye beyin dalgalarının nasıl ve ne düzeyde çalıştığı hakkında anında geribildirim verir. Böylece kişi beyin dalgalarını kontrol etmeyi öğrenir. Bu, bir nevi beyin egzersizi yaparak, beyni eğitmek ve kontrol altına almaktır.

Terapi, gelişmiş bilgisayar programları ve bir cihaz yardımıyla yapılır. Kişi, kendi tercih ettiği görselleri, animasyon ve oyunları ekrandan izlerken, bilgisayar ekranından anında elde ettiği geribildirimler sayesinde beynini nasıl yöneteceğini öğrenir.
Hem oldukça eğlenceli hem de yararlı olan bu uygulama Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu başta olmak üzere, sınav başarısı arttırma, stres yönetimi gibi birçok alanda etkilidir.

Neurofeedback terapisi 1960’lardan beri dünyanın birçok ülkesinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Türkiye’de son yıllarda uygulanmaya başlanan bu yöntem, tamamen bilimsel verilere dayanmaktadır. Bu uygulama ile ilgili bir diğer önemli nokta ise, uygulamanın kalıcı sonuç vermesi ve herhangi bir yan etkisinin bulunmamasıdır. Uygulama sırasında beyne ısı, ışık, ışın, elektrik vb. verilmediğinden herhangi bir yan etki ortaya çıkması söz konusu olmamaktadır.
Özetle Neurofeedback kişinin beynini eğitmesini sağlayan bir yöntem olarak tanımlanabilir.

Bipolar Bozukluk (Manik Depresif Hastalık)

Ekim 20th, 2010 Author: admin

BipolarBİPOLAR BOZUKLUK ( MANİK DEPRESİF HASTALIK ) NEDİR

Bu hastalık tüm dünyada 50 kişiden birini etkileyen ve nispeten sık görülen bir bozukluktur. Bipolar bozukluğu olan kişi, sıklıkla duygu durumunda aşırı yükselmelerden ( duygu durum yükselmesi veya mani ) çöküşlere ( depresyon ) ve yine yükselmelere dönüşen ve çoğu zaman aralarda normal duygudurum dönemleri bulunan dalgalanmalar yaşar.

KİMLER BİPOLAR BOZUKLUĞA YAKALANIR?

Bipolar bozukluk genelde ergenlik döneminde ya da erişkinlik döneminin başında başlar ve yaşam boyu sorun olmaya devam edebilir. Erkek ve kadınlarda eşit oranda görülür ve ırk, eğitim, meslek veya gelir düzeyi sebebiyle farklılık göstermez.

SEBEPLERİ

Bipolar bozukluk, şeker ya da kalp hastalığı gibi tıbbi bir hastalıktır ve kişinin beynini dolayısıyla da ruh durumunu etkilemektedir. Bu rahatsızlığa sahip olmak kimsenin suçu ya da hatası değildir.

Bipolar bozukluğun nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Ancak araştırmalar, beyinde duygudurumun normal düzeyde kalmasını etkileyen bazı anormallikler olduğunu göstermiştir.

Bipolar bozukluk ailelerde nesiller boyu görülme eğilimi göstermektedir ve Bipolar bozukluğun bir çok olguda kalıtım yoluyla geçtiği düşünülmektedir. Bipolar bozukluğu olan kişilerin üçte ikisinden fazlasının, bu bozukluğu ya da depresyonu olan en az bir yakın akrabası vardır. Buda genetik faktörlerin önemli olduğunu düşündürmektedir. Fakat yinede bu hastalığa sahip bireylerin çocuklarında ne oranda görüleceği bilinememektedir.

BİPOLAR BOZUKLUĞUN BELİRTİLERİ NELERDİR?

MANİ

Mani doktorların anormal olarak yükselmiş veya “taşkın” duygudurumu tanımlamak için kullandıkları deyimdir.

Mani belirtileri her bireyde farklı olabilir. Bir manik dönemin erken evrelerinde, kişiler hipomani adı verilen küçük duygudurum yükselmeleri yaşayabilir ve son derece aktif olmalarına yol açan enerji artışı hissedebilirler. Ayrıca “kendilerini çok iyi hissetme” duygularıyla dolar (örn: En büyük benim), fiziksel ve zihinsel verimlilikte artış gösterirler. Buna ek olarak, mani sırasında son derece konuşkan, daha girgin olurlar ve çoğu zaman çok az uykuya gereksinim duyarlar.

Hipomanik dönemler kişiye eğlenceli ve verimli geldiğinden, hastalar bazen davranışlarının olağan dışı olduğunu fark etmezler. Çoğu zaman bir sorun olduğunu ilk fark eden dostlar, aile ya da iş arkadaşları olur.

Maninin şiddeti arttıkça çoğu zaman kişinin muhakemesi büyük ölçüde bozularak, ani dürtüsel kararlar vermesine ve pervasız davranışlara kapılmasına yol açar. (örn; aşırı para harcama, gelişigüzel cinsel ilişki veya tehlikeli araba kullanma) manik dönem sırasında öfke, aşırı şüpheci ve hatta saldırgan davranış hiç de nadir değildir.

Çok şiddetli mani dönemlerinde, kişi hezeyanlar (örn; yanlış inançlar) yada varsanılar (örn; sesler duyma veya görüntüler görme) gibi psikotik belirtiler yaşayabilir.

Mani belirtileri her bireyde farklı olmaktadır.

En sık görülen Mani belirtilerden bazıları şunlardır;

  • Çok enerjik olma
  • Kolayca sinirlenme
  • Çok az uykunun yeterli olması
  • Her zamankinden ve herkesten daha önemli olduğunu hissetmesi
  • Zihnin yeni ve heyecan verici fikirlerle dolması
  • Daha konuşkan olma
  • Aşırı harcama
  • Kişiliğine özgü olmayan davranışlarda bulunma

DEPRESYON

Bipolar bozuklukta depresif duygudurum herkesin hemen her gün yaşayabileceği üzgün ve isteksiz olma halinden farklıdır.

Bipolar depresyonda, depresif duygular olağan üzüntülerden daha ağırdır,; daha uzun süre devam eder ve kişinin günlük etkinliklerini yerine getirmesini zorlaştırır.

Depresyonu olan kişiler, çoğu zaman iştahta değişiklik, uyuyamama veya aşırı uyuma ya da enerji azlığı gibi fiziksel belirtilerin eşlik ettiği hüzünlü bir duyguduruma sahiptirler. Ayrıca, dikkatlerini toplamakta, karar vermekte güçlük yaşayabilir, huzursuz hissedebilir veya sakin biçimde oturamayabilirler.

Umutsuzluk ve çaresizlik duyguları Bipolar depresyon sırasında yaygındır ve hastalar geleceğe ilişkin son derece olumsuz düşüncelere sahip olabilirler. Ayrıca aile ve arkadaşlarından uzaklaşabilir ve yıkanma hatta evden dışarı çıkma gibi olağan günlük etkinlikleri bile yerine getirmeyebilirler. Bipolar depresyon sırasında intihar ve ölüm düşünceleri de sık görülür. Bipolar bozukluğu olan kişilerin yaklaşık %25 – 50 si en az bir kez intihar girişiminde bulunmaktadır.

En sık görülen Mani belirtilerden bazıları şunlardır;

  • Uyuyamama veya aşırı uyuma
  • Suçluluk duygusu
  • Azalmış enerji
  • Zevk alma veya ilgi kaybı
  • Dikkatini toplamakta güçlük
  • Huzursuzluk ya da ajitasyon
  • İştahta artma ya da azalma biçiminde değişiklik
  • Ölüm veya intihar düşünceleri

KARMA DÖNEMLER NEDİR?

Karma dönemler, bir kişide aynı zamanda ortaya çıkan mani ve depresyon belirtileri bileşimini tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Örneğin bir karma dönem çoğu zaman gerginlik ve huzursuzluk, kaygı, diken üstünde olmak, fikir uçuşmaları, dürtüsellikte artış, çökkün veya isteksiz duygudurum ve intihar düşüncelerini içerir. Bir karma dönem sırasında, bir manik dönemde olduğu gibi coşkulu veya huzursuz hissedebilir, ancak aynı zamanda gücü her şeye yeten biri gibi değil, aşırı duyarlı ve çökkün hissedebilir.

BU BOZUKLUK ZAMAN İÇİNDE NASIL GELİŞİR?

Mani ve depresyon dönemlerinin zaman ve sayısı her kişide farklılık gösterebilir. Mani ve depresyon dönemleri birkaç gün sürebileceği gibi aylarca de devam edebilir. Zamanla dönemler sıklaşır; bu nedenle de bozukluğun süresi uzadıkça dönemler arasındaki süre kısalmaktadır.

Bipolar bozukluğu olan kişilerin çoğu yaşamları boyunca yaklaşık 8-10 kere mani ve depresyon dönemi yaşamaktadır. Ancak bazı kişiler daha sık hastalık dönemi yaşayabilmektedir. 12 aylık bir dönem içinde 4 veya daha fazla dönem yaşayan kişilerin “hızlı döngülü” Bipolar bozukluğu oldu söylenir. Bipolar bozukluğu olan kişilerin %15-20 sinde hızlı döngülü hastalık tablosu gelişir.

BİPOLAR BOZUKLUK TEDAVİ EDİLEBİLİRMİ?

Diyabet ve kalp hastalığı gibi, Bipolar bozukluk da tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bipolar bozukluğun mani ve depresyon belirtilerini kontrol altına alabilen ya da önleyebilen etkili tedaviler bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, araştırmalar tedavi sürecini sürekli olarak arttırmaktadır.

BİPOLAR BOZUKLUK NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Bipolar bozukluğun temel tedavisi ilaçlarla yapılır. Çoğu zaman hem manik hem depresif belirtileri kontrol altına almak için tek ilaç yeterli olmayabilir bu nedenle birden fazla ilaç kullanılması gerekebilir. İlaç tedavisinin temel hedefi manik ve depresif dönemlerin sayısını azaltmaktır. Hastanın dönem sayısı ne kadar fazla olursa, belirtilerin tedaviye dirençli hale gelmesi olasılığı o kadar artacaktır.

Bir diğer tedavi şekli ise psikolojik tedavi veya psikoterapi dir. Bu genelde “konuşma tedavileri” olarak adlandırılır ve Bipolar bozukluğu olan kişilere büyük yarar sağlayabilir. Psikoterapi ilaç tedavisiyle birlikte kullanıldığında, kişinin ve ailenin bu bozukluğu anlamalarına ve yaşamlarını yeniden kurmalarına yardımcı olmaktadır.

Doktorlar Bipolar bozukluğun tedavisinde iki önemli evre olduğunu kabul ediyor;

-          Akut ya da kısa süreli tedavi ve

-          İdame tedavisi ya da koruyucu tedavi

Tedavinin akut evresinde amaç, manik, depresif ya da karma dönem belirtilerinin tedavi edilmesidir. İdame tedavisi, sonraki dönem ya da nüksleri önlemek amacıyla tedavinin daha uzun süreli devam ettirilmesi demektir.

BİPOLAR BOZUKLUĞU TEDAVİ ETMEK İÇİN HANGİ İLAÇLAR KULLANILIR?

Bipolar bozukluğu tedavi etmek için başlıca 3 tip ilaç kullanılır. Duygudurum dengeleyicileri, antidepresanlar ve antipsikotikler. Uyku sorunlarında yardımcı olmak ya da anksiyete ve panik atakları gibi diğer sık karşılaşılan sorunları tedavi etmek amacıyla başka ilaçlar da yazılabilir.

Bipolar bozukluğun tüm evrelerinde, belirtileri kontrol altına almak için birden fazla ilaç kullanımı ya da zaman içinde dozun değiştirilmesi de sık görülen bir durumdur. Bunun nedeni, belirtileri kontrol altına almak için tek ilacın yeterli olmaması ve belirtilerin hastalığın evresine göre farklılık göstermesi olabilir.

Bipolar bozukluğu olan kişilerin çoğu iki veya daha fazla ilaca gereksinim duyduğundan, an uygun ilaçların en uygun dozlarını bulmak biraz zaman alabilir. Bu birkaç hafta ila birkaç ay sürebilir.

Size herhangi bir ilaç verildiğinde doktorunuzun size aşağıdaki bilgileri vermesi önemlidir.

-          Tedavinin etkileri ve amacı

-          İlacın ne kadar sürede etki göstereceği

-          Tedavinin yan etkileri ve bunlar ortaya çıktığında ne yapmak gerektiği

-          Bu ilacı kullanırken kaçınılması gereken besinler, içecekler, diğer ilaçlar ya da etkinlikler.

Herhangi bir ilaç tipini kullanırken, bazı kişiler istenmeyen etkiler yaşarlar, bazıları da hiç yaşamayabilir. Yan etkiler genelde tedavinin erken döneminde daha fazla görülebilmektedir. Ve ilaç kullanımı devam ettikçe azalmakta ya da ortadan kalkmaktadır. Bunun yanı sıra, doktor dozu değiştirebilir ya da yan etkilerden kaçınmak ve azaltmak amacıyla, farklı bir ilaç deneyebilir. Kullanmakta olduğunuz ilaçların olası yan etkileriyle ilgili daha fazla bilgi almak için, her yeni ilaç paketiyle gelen prospektüs bilgilerine bakınız ama bu prospektüs bilgilerinin çoğu nadir olan tüm yan etki olasılıklarını sıraladığını da unutmayınız. Prospektüste ilginizi çeken her konuyu doktorunuza danışmaktan çekinmeyiniz.

Eğer yeni bir ilaca başladıktan sonra herhangi yeni belirti ya da sorun yaşarsanız, bunu mutlaka doktorunuza bildiriniz.

DUYGUDURUM DENGELEYİCİSİ NEDİR?

Duygudurum dengeleyicileri, Bipolar bozukluk tedavisinin temel unsurlarıdır. Bu ilaçlar, mani, hipomani ve karma dönemlerin akut belirtilerini tedavi etmek için kullanılmaktadır ve bazı olgularda aynı zamanda depresif belirtilerin şiddetini azaltabilmekte ve depresyondan mani ya da hipomani ye geçişi önleyebilmektedir. Duygudurum dengeleyicileri ayrıca, uzun dönemli koruyucu tedavi sırasında hastalığın daha ileri dönemlerinin tekrarlanmasını önlemek için de kullanılır.

En yaygın kullanılan Duygudurum dengeleyicilerinin biri “lityum” dur. Hem manik, hem depresif belirtilerin kontrolünde kullanılabilmektedir ve başka belirtilerin tekrar ortaya çıkmasını önlemeye yardımcı olmaktadır. Kandaki lityum düzeyinin kontrol edilmesi önemli olduğundan, lityum alan kişilerin düzenli kan testi yaptırması gerekmektedir. Lityum tedavisinin en sık görülen istenmeyen etkileri arasında, aşırı su içme ve idrar yapma, kilo artışı, mide-bağırsak rahatsızlıkları, baş ağrısı ve titreme sayılabilir. Bu yan etkiler çoğunlukla hafif olup, normalde tedavinin ilk birkaç haftasında görülmekte ve daha sonra yatışmaktadır. Uzayan tüm belirtileri, özellikle kusma, sendeleme ya da bulanık görme varsa derhal doktorunuza bildirmeniz gerekmektedir.

Lityum hastalık belirtilerini ortadan kaldırmakta yetersiz kaldığında ya da ilaca bağlı yan etkilerin sürekli olması halinde, doktor, “karbamazepin” ya da “valporat” gibi alternatif bir Duygudurum dengeleyicisi yazabilir. Her iki ilaç da aslında epilepside kullanılmak için geliştirilmiştir, ancak hem akut maninin tedavisinde hem de  sürdürüm tedavisinde yararlı olmaktadır. Daha iyi bir etki sağlamak için çoğu zaman bu ilaçlar lityum ile birlikte de kullanılmaktadır.

Bu iki ilacın yan etkileri arasında, baş ağrısı sersemlik, mide sorunları ve denge sorunları sayılabilir. Ayrıca, valporat ile saç dökülmesi ve kilo artışı görülebilirken, karbamazepin, deri dökülmeleri ve akyuvar sayısında azalmalara (agranülositoz) neden olabilmektedir.

Burada bahsedilen tüm ilaçlar, diğer ilaçlarla etkileşim gösterebilir. Eğer bu ilaçları alıyorsanız, başka herhangi bir reçeteli veya reçetesiz ilacı almadan önce mutlaka doktorunuza danışmanız gerekir.

“Lamotrijin”, Bipolar bozuklukta yararlı olduğu bilinen diğer bir epilepsi ilacıdır. Bipolar depresyonun yinelemesini önlemede etkili bulunmuştur. Yan etkileri olarak, sakarlık, deri döküntüsü, baş dönmesi, sersemlik, baş ağrısı ve bulantı veya kusma sayılabilir.

Bu ilaçta deri dökülmeleri normal olarak hastaların %5-10 unda görülmektedir ve kullanan 1000 kişiden birinde yaşamı tehdit edici olabilmektedir. Özellikle valporat ile birlikte kullanımında etkileşim açısından dikkatli olunmalıdır.

Epilepside kullanılan bazı ilaçlar Bipolar bozukluğa iyi geldiği için diğer anti epileptik ilaçlar üzerinde araştırmalar yapılmaktadır.

BİPOLAR BOZUKLUĞU TEDAVİ ETMEK İÇİN KULLANILAN ANTİDEPRESANLAR

Antidepresanlar, Bipolar bozukluğun depresyon evresini tedavi etmek amacıyla Duygudurum dengeleyicileri ile birlikte kullanılır. Ancak antidepresanlar tek başına kullanıldığında, duygudurumda depresyondan mani ve hatta hızlı döngüye geçişe neden olma bakımından yüksek risk taşımaktadır. Bu nedenle genellikle en az bir duygudurum dengeleyicisi (lityum yada antiepileptik ilaç) ile birlikte kullanılmaktadır.

Farklı biçimlerde çalışan bir çok antidepresan bulunmaktadır. Etkileri hemen hemen eşittir ve uygun biçimde kullanan kişilerin %60-70 inde etkili olmaktadır. Tek ilaç etkili olmadığı durumlarda genelde iki ilaç beraber alınır ve hastalar ilaçlara %90 oranında yanıt verirler. Hastanın ilacın etkisini görmesi en az 2-3 hafta ve antidepresanın tam etkisini göstermesi 6 haftayı bulmaktadır.

En sık kullanılan antidepresan grupları şunlardır;

-          Trisiklikantidepresanlar (TCA)

-          Monoamin oksidaz inhibitörleri (MAOI)

-          Seçici serotonin gerialım inhibitörleri (SSRI)

-          Bupropin (Türkiye’de sigara bağımlılığı tedavisinde kullanılmaktadır)

ANTİPSİKOTİKLER NASIL YARDIMCI OLUR?

Antipsikotik (nöroleptikler) ilaçlar, psikotik denilen varsanılar ( hayali görüntü ses ya da kokular ) ve sanrılar ( aksi kanıtlandığı halde değiştirilemeyen sabit düşünceler ) gibi gerçek dışı belirtileri kontrol altına almak amacıyla Bipolar bozukluğun manik döneminde ya da ağır depresyonda kullanılmaktadır. Bu ilaçlar tablet olarak ya da kalçadan iğne şeklinde alınabilir. Ayrıca “depo” olarak adlandırılan 2-4 haftada bir kalçadan uygulanan şekilleri de vardır. Antipsikotik ilaçlar iki tipe ayrılabilir.

-          Birinci kuşak veya “tipik” antipsikotikler

-          İkinci kuşak veya “atipik (yeni)” antipsikotikler

Bu tür ilaçların bazı yan etkileri arasında, ağız kuruluğu, kabızlık, bulanık görme ve zihin bulanıklığı sayılabilir. Ayrıca genel olarak istenmeyen kas sertliği, kasılmalar, huzursuzluk, yerinde duramama, ellerde titreme veya uyku artışına sebep olur.

BİPOLAR BOZUKLUĞU TEDAVİ ETMEK İÇİN BAŞKA HANGİ İLAÇLAR KULLANILABİLİR?

Anti-anksiyete İlaçları

Trankilizanlar ya da anksiyete gidericiler olarak da bilinen bu ilaçlar bazen anksiyete veya ajitasyonu kontrol altına almak ve uyku sorunlarına yardımcı olmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu ilaçlar hızlı etki göstermekte ve belirtilerin kısa süreli hafiflemesinde etkili olabilmektedir.

Ancak bağımlılık ya da alışkanlık riski vardır. Alışkanlık yapan etkiler ve neden olduğu yoksunluk belirtilerinden dolayı, bazı kişiler bu ilaçları bırakmaya çalıştıklarında sorunlar yaşayabilmektedir. Bu sebepten anti-anksiyete ilaçları yalnızca gerektiğinde kısa bir süre için yazılır. Genelde kullanılanlar, “diazepam” ve “alprazolam” dır.

Tiroid İlaçları

Bazı Bipolar bozuklukları, Tiroid bezi etkinliğinin azaldığı hipotiroidizm tablosu yaşayabilir. Ancak, levotiroksin gibi bir Tiroid hormonu ile tedavi birçok yarar sağlayabilmektedir. Bazı durumlarda, depresif ve manik belirtilerin şiddetinde önemli azalma gözlendiği gibi, yaşam kalitesinde de artış görülebilir.

BİPOLAR BOZUKLUĞU TEDAVİ ETMEKTE KULLANILAN DİĞER YÖNTEMLER

İlaçlara ek olarak, başka yöntemler de bulunmaktadır.

-          Elektrokonvülsif Terapi (EKT)

-          Transkraniyal Manyetik Stimulatör (TMS)

-          Uyku Yoksunluğu

-          Işık Terapisi

-          Vagus Nevre Stimulation (VNS)

Elektrokonvülsif Terapi

EKT, genelde fiziksel sorunları nedeniyle ilaç kullanamayan ( ağır kronik hastalıkları olan yaşlı kişiler vb.), intihar düşünceleri olan ve dirençli tip hastalar için yararlı bir seçenektir. EKT sırasında yaklaşık yarım saniye süreyle beyinden doğru akım geçirilmektedir. Günümüzde bu işlem anestezi altında ve kas gevşetici kullanılarak yapılmaktadır. EKT oldukça güvenlidir ve herhangi bir ilaç tedavisinden daha hızlı etki gösterir. EKT, çoğunlukla, ilaç tedavisiyle kontrol sağlanamayan şiddetli depresyon ve mani atakları için yararlıdır.

Transkraniyal Manyetik Stimulatör

TMS, halen depresyon tedavisinde, EKT ye ve muhtemelen bazı ilaçlara daha kabul edilebilir bir seçenek olarak geliştirilmektedir.TMS sırasında, beyin fonksiyonunu etkilemek üzere titreşimli manyetik alanlar kullanılmaktadır. TMS anestezi gerektirmemekte, dolayısıyla hasta ayık kalabilmektedir.

Editör notu: 2006 itibarıyla sistem deneysel niteliktedir ve FDA onayı bulunmamaktadır.

Uyku Yoksunluğu

Bir gece veya daha fazla uyanık kalmanın antidepresan etkileri olabilmektedir. Belirli merkezlerde uygulanmaktadır. Doktor tavsiyesi olmadan kesinlikle kendi kendinize uyku yoksunluğuna kalkışmayın.

Işık Terapisi

Birkaç saat yüksek yoğunlukta ışığa maruz kalındıktan ( fototerapi ) sonra depresyon belirtilerinde azalma görülebilmektedir. Sonbahar ve kışın günlerin kısalmasından dolayı gün ışığı eksikliği bazı kişilerde “mevsimsel afektif bozukluk” ( SAD ) depresyonunu tetikleyebilmektedir. Bu durum, her gün kısa süreler parlak ışığa maruz kalmak suretiyle tedavi edilebilir. Bu yöntem özel geliştirilmiş araçlarla uygulanmaktadır. Herhangi bir ışığa maruz kalmak yeterli olmayacaktır.

Vagus Nevre Stimulation

Anti depresan ilaçlar bazı hastalara yardımcı olsa da, bir çoğu ilaçlara rağmen Depresyon yaşamaya devam etmektedir.

VNS temelde basit anlatımıyla, boyunun sol bölgesindeki Vagus siniri vasıtasıyla beyine düşük güçte elektrik sinyalleri gönderilmesidir.Beyine ulaşımda Vagus sinirinin seçilmesinin sebepleri; Vagus ta çok az acı fiberleri olması, üzerine uygulanan elektrik sinyallerinin %80 inin doğrudan yukarıya beyine doğru iletilmesi ve elektrotların takılmasının beyinle hiçbir ilgisinin olmaması, sadece boyun bölgesini ilgilendirmesidir.

Sistem terapiyi iki şekilde uygular. Öncelikle doktorunuz 24 saat boyunca otomatik olarak ve kendiliğinden çalışacak periyodik bir uyarı (stimulasyon) ayarlar. Örnek olarak, cihaz 5 dakika boyunca kapalıdır ve bu 5 dakikanın bitiminde örneğin 30 saniye boyunca beyine elektrik gönderir. Sonra tekrar 5 dakikalık kapalı sürece girer ve bu böylece 7 gün 24 saat sürekli devam eder. Bu durumda hastanın hiç bir şey yapmasına gerek yoktur, her şey önceden belirlendiği şekliyle otomatiktir. İlaçlarda olduğu gibi belli bir saatte belli bir işlem yapmaya gerek kalmaz ve hiçbir dozu kaçıramazsınız çünkü cihaz çalışmak için bir komut veya eylem beklemez.

İkinci yöntem ise insan kontrollüdür ve standart çalışmaya ek olarak açılabilir veya kapatılabilir. Bu yöntemde hasta veya hasta yakınları kriz geleceğini hissettiği anda veya kriz esnasında veya krizden çıktıktan sonra toparlanma sürecinin hızlı olmasını sağlamak için, kendilerinde bulunan bir mıknatısı cihaz üzerinden geçirerek ihtiyaca göre uyarı verilmesini sağlar.

Editör notu : Sistem epilepsi ve dirençli depresyon için FDA onayı almış ve yoğun olarak kullanılmaktadır.

NE ZAMAN HASTANEYE YATIŞ GEREKİR?

Hastanede tedavi normal olarak Bipolar bozukluğun şiddetli belirtilerini kontrol altına almak amacıyla kullanılmaktadır. Şiddetli mani sırasında, kişinin kendine ya da başkalarına zarar vermesi ve pervasız saldırgan davranışlarıyla başa çıkmak için profesyonel yardım şarttır.

Depresyondaki bir hasta, intihar eğilimi gösterdiğinde de hastane tedavisi gerekebilir.

PSİKOTERAPİ BELİRTİLERİN KONTROLÜNE NASIL YARDIMCI OLUR?

Bipolar bozuklukla başa çıkabilmeyi başarmak tedavinin en önemli bölümüdür. Psikoterapi, ilaç tedavileriyle birlikte uygulandığında, hastalara ve ailelerine destek, eğitim ve rehberlik sağlamaktadır. Psikoterapi, ayrıca gelişmekte olan bir hastalık döneminin erken belirtilerini saptamaya da yardımcı olur.

Psikoterapi, bireysel olarak hasta üzerinde yoğunlaşabilir, hastanın ailesini de içerebilir veya benzer sorunları olan hastalara grup olarak da uygulanabilir. Üç tip psikoterapi faydalıdır;

-          Davranış terapisi, Bipolar bozukluk belirtileriyle nasıl uğraşılacağı üzerine yoğunlaşmakta ve kişilerde yeni hastalık dönemlerini ortaya çıkarabilecek streslerle başa çıkmasına yardımcı olabilmektedir.

-          Bilişsel Terapi, kişilerin depresif ve yükselmiş duygudurumları sırasında ortaya çıkan çarpık düşünceler ve inançları tanımlamalarına ve karşı koymalarına yardımcı olmaktır. Örneğin depresyon ataklarına eşlik eden aşırı karamsar düşüncelerin üstesinden gelmek için kullanılabilir.

-          Kişilerarası Terapi, Bipolar bozukluğun ilişkiler üzerinde yaratabileceği gerilimin azaltılması üzerinde yoğunlaşmıştır.

BİPOLAR BOZUKLUĞUN YÖNETİMİ

Durumunuzu Anlamak

Bipolar bozukluk ve tedavisi hakkında öğrenebileceğiniz her şeyi öğrenin. Araştırarak, doktorunuzla konuşarak ya da bir hasta destek grubuna katılarak hastalığınızın konusunda bir uzman olun.

TEDAVİNİZDE FAAL BİR ORTAK OLARAK YER ALIN

Hastalığınızın başarılı tedavisi, siz ve doktorunuz arasında iyi bir ilişki kurulmasına bağlıdır. Randevunuzdan etkili bir şekilde yararlanabilmek için, doktorunuza soracağınız tüm soruları önceden not alın. Doktorunuza her şey hakkında soru sormaktan kaçınmayın. Eğer herhangi bir yan etki yaşarsanız veya durumunuz iyiye gitmiyorsa doktorunuzla açıkça konuşun. Doktorunuza tamamen dürüst olun. Randevunuza bir arkadaş veya aile üyesini de davet etmek konuşulanları unutmamak açısından size yardımcı olacaktır.

BİR DUYGUDURUM ÇİZELGESİ KULLANMAK

Doktorunuzu ziyaret sırasında, özellikle eğer hastaysanız, geçen birkaç haftayı veya ay boyunca yaşadığınız belirtileri hatırlamanız zor olabilir. Duygu durumunuzu günlük olarak kaydetmek, doktorunuzun hangi tedavinin hastalığınız için en iyi olduğuna karar vermesine yardımcı olacaktır.

ERKEN UYARI BELİRTİLERİNİ FARK ETMEK

Bir duygudurum atağının erken belirtileri her kişi için farklı olabilir. Kendi erken uyarı belirtilerinizi ne kadar iyi algılarsanız, tam bir atağı önlemek için o kadar hızla yardım alabilirsiniz. Bipolar hastalığı olanlar %70-80 oranında belirtileri fark edebilmektedir. Bir mani veya depresyon atağının erken belirtilerinin bazıları şunlardır;

-          Duygudurumda, uyku, enerji, benlik değeri, cinsel ilgi ve konsantrasyonda hafif değişiklikler

-          Yeni projelere girme isteği

-          Ölüm düşünceleri (veya ani iyimserlik)

-          Giysilerin rengi veya kozmetiklerde ani değişiklikler

BİR ATAK GELİŞME RİSKİNİ AZALTMAK

-          Uyku düzeninizi koruyun, düzensiz uyku duygudurum değişimlerini tetikleyebilir.

-          Fazla alkol veya kafein tüketiminden, ya da uyuşturucu madde tüketiminden kaçının

-          Stresli durumlardan kaçının ya da stresle nasıl baş edebileceğinizi öğrenin, gevşeme ve rahatlamaya vakit ayırın

-          Günlük alkol, kafein ve reçetesiz satılan bazı nezle, alerji ve ağrı ilaçlarını kullanma konusunda dikkatli olun

-          Düzenli egzersiz yapın

AİLE VE ARKADAŞLAR YARDIMCI OLABİLİR

Kendinizi daha iyi hissetmeniz, başkalarının yardımıyla daha kolaydır. Aileniz ve arkadaşlarınızın teşviki ve desteği hastalığınız sırasında son derece önemlidir.

Hipomani sırasında, hastalar davranışlarının olağan dışı olduğunun farkında olmayabilir ya da hasta olduklarını veya tedaviye gereksinim duyduklarını inkar edebilir. Arkadaşlar ve aile, gelmekte olan bir atağın erken uyarılarını fark edebilir ve sizi tedaviye ihtiyacınız olduğuna ikna edebilir.

BAŞARILI TEDAVİ SİZEDE BAĞLIDIR

İlaçlarınızı talimatlara uygun olarak almanız çok önemlidir. Sonuçları ne olursa olsun, doktorunuzla tekrar görüşene kadar ilaçlarınızı doktorunuzun söylediği şekilde almanız önemlidir. Kendi kendinize ilaçları veya dozlarını değiştirmeyin.

Durumunuz iyiye bile gitse doktorunuzla konuşmadan ilaçlarda veya dozda bir değişiklik yapmayın.

Eğer bir dozu unutursanız, o dozu atlayarak bir sonraki dozunuzu alın, dozu iki katına çıkarmayın.

Eğer ilacınızı ne zaman alacağınızı hatırlamakta zorluk çekiyorsanız mutlaka bir yerlere not edin ve alarm kurun. Ayrıca ilacınızı her gün aynı saatte almaya özen gösterin.

Çocukta Dikkat Eksikliği ve Neurofeedback Terapisi

Ekim 20th, 2010 Author: Psikolog Burçin Nadas

Dikkat eksikliği, uzun yıllardır süre gelen ancak günümüzde her 10 çocuktan 7sine tanısı konulan bir problemdir. Özellikle 6lı yaşlarda, çocuğun anaokuluna başlamasıyla ortaya çıkan sorunlar; çocuk ilkokula başladığında öğretmenlerden gelen şikayetler üzerine müdahale edilmesini gerektiren bir hal alır.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu çocukluk çağının en önemli sorunlarının başında gelir. Çocuğun ailesini, okuldaki durumunu ve sosyal çevresini kapsadığı için geniş alanda çalışılması gereken bir konudur. Bu bağlamda tanı ne kadar erken konulursa ve ne kadar erken müdahale edilirse o kadar kolay sonuç elde edilir ki bu da çocuğun hayatı boyunca yaşayacağı zorlukların hafiflemesi demektir.

Her şeyden çabuk bıkan ve sıkılan çocuklarda okulun başlamasıyla birlikte öğrenmeye karşı ilgisizlik ortaya çıkar. Derste başkalarıyla konuşma, ödevlerini zamanında yapmama, dersini dinlememe, beraberinde gelen akademik başarısızlık dikkat eksikliği olan danışanlardan alınan geri bildirimlerde ilk sıraları alıyor.

Uygulanan neurofeedback yönteminde, dikkat dağınıklığı olan kişinin dikkatini bir noktada toplaması sevdiği görselleri terapiler sırasında izlemesiyle, kendi beynine hükmetmeyi öğrenmesiyle gerçekleştiriliyor. Uygulama sırasında, kişinin beyin dalgalarının istenilen düzeyde çalışmasıyla orantılı olarak verilen ödüllendirmeler, öğrenmeyi hem kolay hem de eğlenceli bir şekilde sağlıyor. Dikkatini kontrol altında tutmayı öğrenen çocuk, geleceğini olumlu yönde şekillendiriyor.

Stresle Başetmek İçin Nefes Terapisi

Ekim 20th, 2010 Author: Psikolog Burçin Nadas

Günümüzde her yaş grubundan insan için bir tehdit haline gelen stres, psikolojik, duygusal ve fiziksel gerginliğe karşı vücudun verdiği tepki olarak tanımlanabilir. Stres çok değişik sebeplere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Beyin, gerginliğe yol açan bir durum algıladığında, otonom sinir sistemi fonksiyonları değişir, vücutta istemsiz olarak birçok kimyasal madde salgılanmaya başlar. Bu salgılar vücudun çalışma biçimini etkiler ve vücuda zarar verir.

Stres kişinin hem vücudunu hem de psikolojik sağlığını etkiler. Aşırı stres altındaki kişilerde yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, sağlıklı düşünememe gibi durumlar gözlenir.  Konsantrasyon güçlüğü ve dikkat dağınıklığı gibi durumlar kişinin hem hayat kalitesini hem de herhangi bir alandaki (akademik, iş vs.) başarısını olumsuz yönde etkiler.

Bu bağlamda, hayat kalitesini artırmak ve daha sağlıklı bir yaşam sürmek için stresle başetme becerileri kazanmak önemlidir.
Nefes terapisi stresle başetme konusunda son yıllarda gittikçe önem kazanan bir tekniktir.

Kişinin solunum şekli kişinin stres düzeyini doğrudan etkiler. Bir insan stres altında olduğu zaman nefes alıp verme biçimi değişir. Tipik olarak, gergin bir insan kesik kesik ve hızlı bir biçimde nefes alır bu solunum şekli vücudun gaz dengesini bozar. Kesik kesik ve hızlı nefes alıp verme, göğüste sıkışma, kronik yorgunluk, panik duygusu, başağrısı, uykusuzluk, çarpıntı gibi stresin yarattığı fiziksel semptomları güçlendirerek kişinin kaygı düzeyini artırır.

Elbette stres ve kaygıyı tamamen yok etmek mümkün değildir. Ancak vücudun en doğal rahatlama biçimi olan nefes teknikleri öğrenilerek, stresin yarattığı olumsuz etkiler en aza indirilebilir. Doğru nefes alıp vermek vücudun gaz dengesini sağlar, stres hormonlarının salınımını azaltır, kan basıncını dengeler, kalp ritmini yavaşlatır ve kasları rahatlatır. Bunun yanında, doğru nefes almak vücudun enerjisini arttırdığından zihinsel kapasiteyi de olumlu yönde etkiler. Doğru nefes alabilen bir kişi, daha kolay odaklanır.

Başarılı Öğrenciler İçin Neurofeedback&Biofeedback Terapisi

Ekim 20th, 2010 Author: Psikolog Burçin Nadas

Sınav, çocukların hayatlarında dönüm noktası olacak kadar büyük bir önem taşımaktadır. Dikkat dağınıklığından kaynaklanan hatalar, yoğun kaygının kişide yarattığı stres başarıyı olumsuz yönde etkilemektedir.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, kişinin stresi azaltıldığında, akademik başarısının arttığını göstermektedir. Başarıya giden yolda bilginin yanı sıra bu bilgiyi doğru ve etkin bir şekilde kullanmak çok önemlidir. Bu da kişinin en yüksek düzeyde konsantrasyon sağlamasıyla ve stresini kontrol altında tutmayı öğrenmesiyle mümkündür. Bu koşullar sağlandığında kişinin başarı için harcadığı çaba ve zaman olumsuz nedenler yüzünden boşa gitmemiş olur.

Neurofeedback yöntemi kişinin beyin dalgalarının düzenli çalışmasını amaçlayan bir terapi yöntemidir. Beyin dalgaları, kişinin kafatasına takılan elektrotlar yardımıyla ölçümlenir. Elde edilen veriler bir bilgisayar programı aracılığıyla kişiye geri bildirim olarak sunulur. Bu yöntemle kişinin beyin dalgaları üzerinde hakimiyet kurması ve onları istenilen düzeyde çalıştırması sağlanır. İzletilen görsellerle beyin ödüllendirilir ve bu öğrenme kalıcı bir biçimde gerçekleştirilir.

Biofeedback yöntemi ise kişinin nefesini düzenlemeye yönelik bir uygulamadır. Kişinin beline takılan nefes kemerindeki hareket sensörleri  yardımı ile nefes ritmi ölçümlenip, yine aynı programla doğru nefes alma teknikleri kişiye öğretilir. Bu sayede kişi, doğru nefes alarak stresini kontrol edebilir.

Arşivler
Ocak 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Eki    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031